BARCELONA GEZİ REHBERİ FOR DUMMIES (ESTAĞFURULLAH)

Sınırsız eğlencenin, hayretler içinde bırakan mimarinin, birbirinden güzel yemeklerin ve sıcacık insanların şehri Barcelona’ya adımınızı atar atmaz Eros’un okunu yemiş bulunuyorsunuz. Artık o saatten sonra ne yapsanız fayda etmez, Barcelona aşkı içinizden bir daha çıkmamak üzere sisteminize girer. Bu konuda asla resmi olmayan bir istatistik verimiz diyor ki, daha Barcelona’ya gidip de “ben burda yaşarım abicim” demeyen bir insanevladı datasına ulaşılamamıştır. “Peki nedir kardeşim buranın olayı, ne bu tantana” derseniz; bu şehrin her zevkten insanı, her farklı bakış açısını ağırlayabilecek kadar renkli ve kozmopolit oluşu başlıca etken. Akdeniz kültüründen gelen ortak değerler de yer yer kendini gösterdikçe; “aman yarabbi” diyorsunuz, “ne yapsam da geri dönmesem”.



- Barcelona’ya ne zaman gitmek gerekir?


Bize sorarsanız (sorduk ya işte kardeşim), bu güzel şehri gezmek için en güzel aylar ter içinde kalmadan veya kat kat giyinmek zorunda olmadan gezebileceğiniz ilkbahar ayları. Bu aylarda “nem var nem” demeden, gezilecek onca yere koştururken yanak kızartan terlemelere girmeden rahat rahat gezebilirsiniz. Ayrıca bu dönem, konaklama fiyatları ve turist kalabalığı açısından da yaz sezonuna göre daha kârlı olacaktır. Bütçenizi sınırlı tutmak sizin için daha önemliyse, o zaman Kasım-Ocak sezonu en uygunu diyebiliriz.


- Ne zaman gideceğimizi belirledik, peki kaç gün kalmalı?


Barcelona’ya ne zaman gideceğiniz gibi, kaç gün kalacağınız da yine seyahat etme tarzınıza göre değişebiliyor. Eğer sizin seyahat dediğiniz; müzesiydi, kilisesiydi, stadıydı, parkıydı, lokal mahallesiydi şöyle ultimate-deluxe-vip-premium bir paket ise, o zaman 5 gün listenizdeki bütün gidilecek yerlerin yanına tik attıracak ve hatta biraz soluklanıp oradaki lokal hayatı da deneyimlemenize olanak sağlayacaktır. “Ben biraz daha seçiciyim, sadece en baba yerleri görüp kalan zamanda da oranın kafelerini, sokaklarını dolaşayım” diyorsanız, size de 3 günlük bir seyahat öneriyoruz. Bu iki plan da gerçekten “Barcelona seyahati” gibi Barcelona seyahati, emin olabilirsiniz. Yok ama eğer Cuma akşamdan gidip pazartesi iş başına kadar Avrupa göreyimcilerdenseniz; iyi planlanmış 2 günlük bir planla da diğer iki plandaki kadar olmasa bile, yine de görülmesi gereken birçok yeri görüp daha büyük ölçekli ve uzun vakitler harcamayı gerektiren birkaç noktayı ise bir sonraki seyahatinize bırakabilirsiniz.


- Seyahat planımızı çıkardık, iyi hoş da söyleyin bakalım kaç öyroya patlayacak bu iş bize?


Bu soruya net bir cevap vermek, hepimizin tatil anlayışı birbirinden farklı olduğu için oldukça zor. O yüzden şöyle bir yol izleyelim; biz size günlük ortalama yeme-içme masrafından bahsedelim, konaklama için alternatifler sunalım ve turistik yerlerin giriş ücretlerini verelim ki siz kendinizce bir hesap yapabilin.


Barcelona, kendisine pahalı veya ucuz bir şehir diye etiketi yapıştırmanın pek de mümkün olmadığı bir şehir. Çünkü her maddi duruma, her bakış açısına uyabilecek restoranları, mağazaları, otelleri vs. var.


Ortalama bir kahvaltıcıda yumurta içeren bir kahvaltı ve bir americano: 10-12€

Ortalama bir restoranda alkollü akşam yemeği (makarna ve bir kadeh şarap olabilir): 15-20€

Ortalama bir kafede americano, latte, mocha gibi sıradan sayılabilecek kahveler: 2-3€

Yol üstü alacağınız atıştırmalıklar veya kafede yiyeceğiniz bir tatlı: 3-5€

Ortalama bir barda içeceğiniz bir bira: 3-4€

bir kadeh şarap: 3-5€

kokteyller: 8-12€

Kabaca bir hesapla, günlük yeme-içme masrafı için ortalama mekanlara gidildiği ve ortalama lezzetler tercih edildiği zaman 35-40€ gibi bir tablo çıkıyor. Elimizi korkak alıştırmadan “ortalama”ları cümle aralarına serpiştirdiğimizin farkındayız ama sonradan bir yanlış olmaması adına biz şuraya da bi tane koyalım: ortalama. Bu fiyatlar sizin yemek tercihlerinize, beslenme alışkanlıklarınıza ve yurtdışı tatilinde yeme-içmeye ne kadar önem verdiğinize/bütçe ayırdığınıza göre azalabilir veya artabilir.


Biraz yukarılarda kaldı ama, hatırlarsanız bu kadar tantanayı “Barcelona seyahatine ne kadar bütçe ayırmalıyız?” sorusundan sonra çıkarmıştık. Oradan devam edecek olursak, bu günlük yeme-içme masrafını koyun bakalım cebe. Onun üstüne birazdan bahsedeceğimiz konaklama, ulaşım ve giriş ücretleri meselelerini ekleyeceğiz.


- Tamam karnımızı da doyurduk, gece başımızı sokacağımız bir çatımız olmasın mı?


E olsun tabi. Konaklama konusunu da en iyi, şehir merkezi ve çevresini bölgelere ayırarak konuşabiliriz sanırım. Siz de öyle sanıyorsanız devam ediyoruz, takip edin.


Plaça de Catalunya/La Rambla

Google’a Barcelona yazıp şöyle iki saniye göz attıysanız bile bu iki yer size yabancı gelmemiştir. Katalonya Meydanı (Plaça de Catalunya), şehrin turistik merkezi ve havaalanı ulaşımı da dahil olmak üzere şehir içi ulaşımın belkemiği. Bu sebeple; yürümeyi çok sevmeyen ve şehrin odak noktasında konaklamaktan keyif alan, gürültülü ve kalabalık olmasını da pek umursamayan biriyseniz; Katalonya Meydanı ve bu meydandan başlayıp Kristof Kolomb heykeline kadar uzanan upuzun La Rambla caddesi üzerindeki oteller tam size göre demektir. Yalnız belirtmeliyiz ki, şehir merkezi olduğu için buradaki oteller fiyat/performans açısından pek de tatmin edici değil. Otel fiyatları düşükten yükseğe kadar çeşitlilik gösterse de genel olarak yüksek fiyatlı oteller mevcut. İşin tatsız kısmıysa, buradaki ortalama bir otele ödeyeceğiniz parayla diğer bölgelerde çok daha güzel yerlerde kalabilecek olmanız. Düşük fiyatlı olan otellerin de güvenlik açısından birtakım problemleri olabiliyor. Bu yüzden, İstanbul’a gidip Taksim Meydanı veya İstiklal Caddesi üzerindeki bir otelde kalmak sizin için ne ifade ediyorsa, aynısını burası için de düşünüp o şekilde kararınızı vermeniz en gerçekçi yöntem olacaktır.


Barri Gòtic/El Born

Şehrin Gotik Mahallesi (Barri Gòtic), orta çağdan kalma daracık sokakları ve tarihi binalarıyla, otantik kafe/bar ve dükkanlarıyla eski Barcelona’nın merkezi. Şehri gezerken uğrayacağınız birkaç turistik yer de yine bu mahallede. Birçok yeme-içme mekanının bulunduğu bölgede gece hayatı da oldukça zengin. Bu nedenlerle, daha çok genç kesime hitap ettiğini söylemeliyiz. Gürültü istemeyen, geniş sokaklarda rahatça yürümek isteyen, kalabalığa girmekten kaçınan biriyseniz; buranın size uygun olmadığını bilmelisiniz. Aynı şekilde küçük çocuğu olan bir aileyseniz, bebek arabası sürmek için şehrin en yanlış noktasındasınız. Bunların dışında, çoğunluğu butik olan birçok otelden kendi bütçenize göre en uygun olanını Gotik Mahallesi ve mahallenin devamı niteliğindeki El Born’da bulabilirsiniz.


Poble-Sec/El Raval

Bu iki bölge için konaklama fiyatları açısından benzer diyebiliriz. La Rambla’nın güneybatı tarafında yer alan, tarihi sokak ve binalarıyla, renkli ve hareketli semti El Raval; güzel olduğu kadar küstah değil ama suç oranı yüksek bir bölge. Öyle ki Google’a El Raval yazmaya başlayınca bizim önerilerimizde 3. olarak “dangerous” kelimesi çıkıyor. Bu yüzden, burada kalmaya karar verdiyseniz öncesinde bir araştırmanız iyi olacaktır. Yine de “ben sırt çantamı önüme takar yoluma bakarım” ya da “biz zaten grup olarak gidiyoruz gelecekleri varsa görecekleri de var” diyorsanız, bu bölge bütçe açısından da oldukça ekonomik olacaktır. Bunun dışında Poble-Sec bölgesi de El Raval’la hemen hemen aynı fiyatlarda, daha güvenli, ancak merkeze bir tık daha uzak bir seçenek olarak aklınızın kenarında dursun.


Eixample

Burası şehrin üst çepere doğru genişletilmiş, diğer semtlere göre daha yeni bir bölgesi. Hani o Instagram’da “Barcelona şehir planı” diye görüp like’ı yapıştırdığınız kusursuz blokların göründüğü kuşbakışı fotoğraflar var ya, işte onlar hep bu semtin fotoğrafları. Şimdi o fotoğrafları görünce de iyice yükseldiniz ama baştan söyleyelim, bu bölgede konaklama ücretleri genelde yüksek. Alışveriş yapabileceğiniz bir sürü mağazaya ev sahipliği yapan Passeig de Gràcia da burada yer alıyor. Yani eğer şehrin bu anlamda hareketli bir kısmına yakın olmak, birçok füzyon restorana ve yenilikçi mekâna rahatça ulaşabilmek, bunları yaparken de şehir merkezinden en fazla yürüme mesafesi kadar uzakta olmak istiyorsanız; Eixample tam da aradığınız yer.


Barceloneta

“Şehri gezerken arada serinlemek için denize gireyim, bir boy vereyim” düşünceleri peşinizi bırakmıyorsa, Akdeniz’e bir de Barcelona’dan bakmalara doyamamak istiyorsanız, balayı gibi bir nedenle şehre yolunuz düştüyse veya küçük çocuklu bir aileyseniz; Barcelona’nın güzel plajlarına ev sahipliği yapan Barceloneta bölgesi size ilaç gibi gelecektir. Bu bölgede apart veya butik oteller de bulunuyor; ancak havuzlu, 5 yıldızlı oteller şehirde en çok burada yer alıyor. İlgimi çekti ama şehir merkezine de uzak kalmak istemiyorum diyorsanız endişelenmenize gerek yok. Çünkü buradan Gotik Mahallesine yürüyebilir veya şehir merkezine metroyla çok rahat bir şekilde ulaşabilirsiniz.


Gràcia/El Poblenou

Şehre daha önce en azından bir kere gelmiş olanlara veya yeni bir şehre gidince lokal mahallelerde konaklamaktan, oranın sakinleri gibi ortalıkta dolaşmaktan keyif alanlara Gràcia ve Poblenou semtlerini öneriyoruz. Gràcia; Eixample’nin de üstünde yer alan, son zamanlarda daha çok sanatçı ve genç kesimin tercih ettiği lokal bir bölge. Bu bölgede turistik açıdan görülecek pek bir şey olmasa da “buranın insanı ne yapar, neyle meşgul olur, bunların rutinleri nedir” gibi birtakım varoluşsal sorulara cevap arayanlar için konaklaması da ekonomiktir. Madem Barcelona insanının hayattaki duruşunu anlayacağız diye şehirden bu kadar uzaklaştık, o zaman otelde kalmaktansa Airbnb kiralamak daha mantıklı olacaktır diye bir öneriyi de verdik gitti. Aynı şekilde Poblenou semti de gidince balkonları renklendiren sayısız Katalan bayrağından anlayacağınız üzere lokal bir mahalle. Burası Gràcia’ya göre daha eski bir bölge ve konaklama açısından da bütçenizi daha çok rahatlatacak bir bölge. Gràcia’dan bir diğer farkıysa, denize kıyısı da olmasıyla birlikte “deniz tatili yapmak isteyenler” kümesi ile “lokal mahallede konaklamak isteyenler” kümesinin kesişimi olması diyebiliriz. Bu ender rastlanan grup, burada konaklamaktan oldukça keyif alacaktır.


“Bu kadar anlattınız, peki siz nerede kaldınız” derseniz, biz Eixample’de yer alan ve şehir merkezine yürüme mesafesinde bulunan Hostal Live Barcelona’da kaldık. Otelden çok memnun kaldık ve bu yüzden size de gönül rahatlığıyla öneriyoruz. Biz 2020 Ocak ayında, bu otelde 2 kişi 3 gece konaklamaya toplam 185€ ödedik. Fiyat/performans olarak beklentilerimizin de üstüne çıktı. Resepsiyondaki çalışanlar oldukça ilgiliydi ve modern dekore edilmiş odalar da çok temizdi.


- Buraya kadar her şey tamam da havaalanından şehre gidemedik daha onu bi söyleyin bakalım, nasıl gidicez şehir merkezine?


Barcelona El Prat Havaalanı iki terminalden oluşuyor. Terminal 1’i Qatar Airways, Lufthansa, THY gibi büyük çaplı havayolu şirketleri kullanırken; Terminal 2’yi ise low-cost olarak adlandırılan Ryanair, Easyjet, Pegasus gibi havayolu şirketleri kullanıyor. Aralarında 4 km bulunan bu iki terminalden hangisini kullanırsanız kullanın, ücretsiz ringler olduğu için aralarında rahatlıkla geçiş yapabilirsiniz.


Aerobús: Yılın her günü iki terminalden de şehir merkezine; Terminal 1’den A1, Terminal 2’den de A2 olmak üzere Aerobús adı verilen otobüsler kalkıyor. Aerobús ile Terminal 1’den yaklaşık 35 dakikada, Terminal 2’den de yaklaşık 50 dakikada şehir merkezine ulaşabiliyorsunuz. Yalnız belirtmemiz gerekiyor ki Aerobús’ta bir sonraki bölümde anlatacağımız tek kullanımlık bilet ve T-casual geçmiyor. Bu yüzden havaalanında bulunan bilet makinelerinden veya websitesinden tek yön bileti 5,90€ ödeyerek, 15 gün geçerliliği olan gidiş-dönüş bileti de 10,20€ ödeyerek temin edebilirsiniz. Aerobús resmi tatiller de dahil olmak üzere her gün sabah 5 civarı seferlerine başlıyor ve aşağı yukarı gece 11 gibi de seferlerini bitiriyor. Bu saatler arasında her 5-10 dakikada bir sefer düzenliyor.


Belediye Otobüsleri: 46 numaralı hattı şehir merkezi (Plaça de Catalunya) ve havaalanı arası ulaşımınız için kullanabilirsiniz. Bu hatta seferler sabah yaklaşık 5 gibi başlıyor ve gece 12 civarı bitiyor. Uçuşunuz bu saatler dışındaysa sizi gece otobüslerine yönlendirelim. N16 hattı şehir merkezi ve T2 arası, N17 hattı şehir merkezi ve T1 arası, N18 hattı ise şehir merkezi ve hem T1 hem T2 arası seferler düzenliyor. Belediye otobüslerini kullanmak için bilet makinelerinden veya TMB web sitesinden tek kullanımlık bilet veya çok sayıda kullanım sağlayan T-casual satın alabilirsiniz.


Metro: Şehir merkezine metroyla gitmek istiyorsanız da her iki terminalde de durağı bulunan L9 hattını kullanacaksınız demektir. Aman dikkat edin, L9 hattı direk olarak şehir merkezine bağlanmıyor. Şehir merkezine aktarmalı olarak gidebilmek için “Torrassa” durağında inip L1 hattına geçiş yapmanız ve Fondo yönünde giden trenlere binerek “Catalunya” durağında inmeniz gerekiyor. L9 hattında tek kullanımlık bilet veya T-casual geçmiyor, 5,15€ ödeyerek bir bilet almanız gerekiyor. Barcelona Card veya Hola BCN Card sahipleri ise bu kartları L9 hattı için kullanabilirler.


Tren: Terminal 2’den bineceğiniz R2 Nord Hattı trenleri; Barcelona Sants Estació’ya 19 dakikada, Passeig de Gràcia’ya da 26 dakikada gidiyor. 30 dakikada bir gelen bu trenler için mutlaka öncesinde saatlerini kontrol etmekte fayda var. Hola BCN Card’ı ve Barcelona Card’ı olanlar yine yaşadı (bir sürü para verdiler yaşamak için zaten bizim de ettiğimiz laf yani), kartları bu ulaşım yolunda da geçiyor. Diğerleri de yukarıdaki birçok yöntemden de “you shall not pass” yedikten sonra non-EU sırasına girmek zorunda kalmışçasına havaalanından şehir merkezine trenle ulaşmak için 4,60€ ödeyerek bilet almalılar.


Taksi: Okudukça içiniz sıkıldıysa ve “daha gezmeye başlamadan yorulduk bu nedir kardeşim” dediyseniz, konforunuza düşkünseniz ve “çalarım ıslığımı durdururum taksimi” diyorsanız veya “biz zaten 3-4 kişiyiz her türlü aynı parayı ödüyoruz” cinliğindeyseniz; sizi taksi sırasına alalım. Havaalanından şehir merkezine trafiğe ve tarifeye (gece, resmi tatil vs.) göre değişkenlik göstermekle beraber ortalama 25-30€ gibi bir ücret ödeyeceksiniz.


- Havaalanından ulaşım için roman yazan, şehir içi ulaşım için ne yazacak merak ediyoruz. Aldık dilaltı haplarımı hazırız, anlatın bakalım şehir içinde ulaşımı nasıl sağlamalıymışmışmışız.


Bu konuda hiç korkmanıza gerek yok, çünkü Barcelona’nın ulaşım sistemi oldukça anlaşılır. Tercihinize veya güzergaha göre ulaşım yolunuzu seçebilme lüksüne sahip olduğunuz bir sistemden bahsediyoruz. Anlatmaya başlayalım, göreceksiniz zaten.


Öncelikle; şehirde toplu taşımadan faydalanabilmek için istasyonlarda bulunan bilet makinelerinden veya TMB’nin web sitesinden tek kullanımlık bilet veya T-casual, daha kapsamlı bir şey istiyorsanız da Hola BCN Travel Card veya Barcelona Card satın almanız yeterli.


Tek kullanımlık bilet, metro veya otobüste geçerli olan adı üstünde tek seferlik bir bilettir. Bizim önerimiz ise yine metro ve otobüslerde geçerli olan, size 10 kere kullanma hakkı sunan T-casual bilet. Her iki bilette de 75 dakikaya kadar 3 aktarma altına tek kullanım harcamış oluyorsunuz. Tabi T-casual’ın daha uzun süre kullanım sağlayanları veya birden çok kişiye hitap edenleri de var ama turistik bir seyahatte T-casual fazlasıyla işinizi görecektir. Biz yürüyerek gezmeyi çok sevdiğimizden, 25-30 dakika uzaklık altındaki her yere yürüme giderek 3 günde kişi başı bir T-casual kartla yetinebildik. Biz yine de birkaç tanesini aşağıda sıralayalım da son kararı siz verin.

T-casual: Tek kişi için 10 kerelik kullanım, 11,30€

T-ususal: Tek kişi için 30 gün boyunca sınırsız kullanım, 40€

T-familiar: Birden çok kişi için 30 gün boyunca 8 kullanım, 10€

T-grup: Birden çok kişi için 30 gün boyunca 70 kullanım, 79,45€


Metro ağı oldukça geniş ve şehirde turistik açıdan görülmesi gereken her noktaya ulaşım sağlıyor. Aşağıdaki haritayı birçok yerden fiziken de temin edebilirsiniz, zaten çoğu otel de check in sırasında bu haritadan veriyor.

“Yerin altından geçince ne anladım ben şehirden, ben karadan etrafa baka baka gidecem” diyorsanız T-casual’ınızı aldığınız gibi gidiyorsunuz kardeşim durağa, biniyorsunuz otobüse, gidiyorsunuz nereye gidecekseniz. Gitmek istediğiniz yer için TMB’nin sitesinden girip hangi hattı kullanmanız gerektiğine ve saatlere bakabilirsiniz. Geceleri otobüs kullanacak olursanız da akşam yaklaşık 10’dan sabah yaklaşık 5’e kadar çalışan “N” ile başlayan gece otobüslerine binebilirsiniz.


“Turistliğimi turist gibi yaşamak istiyorum, bindirin beni şu iki katlı otobüslere” diyenlere de hop on hop off otobüsümüz “Bus Turistíc”i tahsis edelim. 1 günlük veya 2 günlük satın alabileceğiniz biletle birçok turistik noktayı kafanızı hiç yormadan gezebiliyorsunuz.

1 günlük bilet: 30€

2 günlük bilet: 40€


Kafa yormadan gezebileceğiniz bir diğer yöntem de tabi ki taksi kullanmak. Tabi eminiz ki siz değil de “bir arkadaşınız”dır ama biz bu platformda taksiyle şehir gezenleri pek sevmeyiz koçum. Şehri gezeceksen, o metro haritasını yalayıp yutacaksın. Kapanışı da böyle racon keserek yapmış olalım.


Artık herkes ulaşım kustuysa, daralıp pencereleri açtıysak, son olarak da ulaşım için kullanabileceğiniz Hola BCN Card ve Barcelona Card’dan bahsedip kapayalım konuyu.

Hola BCN Travel Card: 2,3,4 ve 5 günlük seçenekleriyle sınırsız ulaşım imkanı sunan bu kartı, havaalanından şehir merkezine ulaşım sağlayan L9 metro hattı ve R2 Nord tren hattında da kullanabiliyorsunuz.

2 günlük kart: 16,30€

3 günlük kart: 23,70€

4 günlük kart: 30,80€

5 günlük kart: 38,00€


Barcelona Card: Bu da artık işin şov kısmı diyebiliriz. Bu kart sayesinde hem sınırsız ulaşım hakkına sahip olup hem de birçok müzeye para ödemeden bi de üstüne sıra beklemeden girip hem de bedava giremediklerinize de indirimli girebiliyorsunuz. Tabi böyle bir eli yağda bir eli balda gezmenin de bir bedeli var. 3,4 ve 5 günlük olarak satın alabileceğiniz gibi, “yok ben kısa süreliğine burdayım, 2 günlük yap bişeyler” demeniz durumunda da 48 saat geçerli olan Barcelona Card Express ihtiyacınızı görecektir. Yalnız bu 2 günlük olanda maalesef bedava giriş özelliği yok, sadece sınırsız ulaşım ve indirim olanağı var.

2 günlük Express kart: 20€

3 günlük kart: 45€

4 günlük kart: 55€

5 günlük kart: 60€


-Her şeyi anladık, koyduk paramızı da cebimize. Bu parayla nereleri gezeceğimizi de bi görelim bakalım.


Plaça de Catalunya ve La Rambla: Burası Barselona’nın Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi. Önemli caddeleri birbirine bağlayan ve ulaşımın bel kemiği olan Katalonya Meydanı’ndan sahilde bulunan Colombus Heykeli’ne kadar yürümeye kalkarsanız da o upuzun caddenin adı La Rambla veya Las Ramblas. Cadde üzerinde birçok mağaza, cafe ve müze bulunuyor. Bu caddeye ve meydana ister istemez fazlaca uğrayacaksınız, haberiniz olsun. Bizim önerimiz cadde üzerindeki yerel bir pazar olan Mercat de la Boqueria’ya uğrayıp kendinize bir külah patatas bravas ısmarlamanız.


La Barceloneta: Akdeniz’de olduğumuzu unutmadan bu güzel denize bir de bu şehirden bakmak, tadını çıkarmak hatta mevsim uygunsa (veya uygun değilse de sonuçta sizin bedeniniz, sizin kararınız) girip yüzmek için mutlaka bu güzel semte uğrayıp sahil şeridinde bir yürüyüş yapmanızı ve lokal balık restoranlarında lezzetli deniz ürünlerini tatmanızı şiddetle öneriyoruz.

La Barceloneta’ya Passeig de Gràcia’dan metroya binerek L4 hattındaki “Barceloneta” durağında inerek ulaşabilirsiniz.


Park Güell: Burası ilk başta 60 aristokrat ailenin yaşayabileceği bir konut kompleksi olarak tasarlanan, ancak titiz mimarımız Gaudi’nin sadece iki evi tamamlayabilmesiyle şu anki halini alan bir park. Barselona’nın ikonik tarihi alanlarından biri olan Park Güell, panoramik şehir manzarasıyla ziyaretçilerine “yav bu Gaudi amca işini biliyo” dedirtiyor. Gaudi beyefendinin kendi ihtişamlı mimari üslubuyla doğanın sadeliğini birleştirdiği bu parkın meşhur terasında, terasla aynı kıvrımlarla devam eden renkli mozaiklerle kaplı banklarında oturup etrafa şöyle bir göz atarsanız; ne demek istediğimizi anlarsınız.

Biletleri online almanız durumunda onay mailinde de göreceksiniz ki; “Alfons X” metro durağından bilet sahiplerine ücretsiz hizmet veren “Bus Güell”, parka giderken ve dönerken ulaşımınızı kolaylaştıracaktır (Bizim giderken böyle bir şeyden haberimiz olmadığı için parka ulaşmaya çalışana kadar size bilinçaltınızla baş başa bırakacak çaylar içirtip zamanı bükmeyi öğretecek sensei’lerin atmosfere pek yakın tapınaklarına çıkmakla kıyasıya yarışacak bir mücadele verdik.). “Yok ben online almak istemiyorum biletleri, neyse yürüyeceğimiz onu da yürürüz evelallah” diyorsanız da Plaça de Catalunya’dan metroya binerek L3 hattındaki “Vallcarca” durağında indiğinizde, imtihanınızla şey yani Park Güell’e ulaşmak için yürüyeceğiniz 20 dakikalık yolla baş başa kalıyorsunuz.


Park Güell ziyaretiniz için normal giriş 10€, rehberli tur ise 12€.


La Sagrada Família: Burası için bir şeyler yazarken epey bi çekiniyoruz aslında. Çünkü NE HADDİMİZE. Anlamı “Kutsal Aile” olan bu innnnanılmaz kilise gerçekten de size kutsal bir şeylerin varlığını hissettirme konusunda rakip tanımıyor. İhtişamıyla şehrin birçok yerinden kendini gösterirken, hemen yanına gittiğinizde ise kafanızı yukarı destursuz kaldırmaya korkar hale geliyorsunuz. Yine Gaudi amcamızın elini attığı hatta hayatını adadığı bu iş, maalesef kendisinin beklenmedik ölümüyle yarım kalıyor. Şu an aslına sadık kalınmaya çalışılarak (ne kadar sadık kalınıyor orası kahvede asla tavşan kanı ayarında olmayan ama öyle beyan edilen çayları içerken yapılan sonsuzluğa doğru akıp giden siyaset sohbetleri uzunluğunda tartışılır gerçi) inşası devam ediyor; yani gittiğinizde orada akıllıca ve ustaca yerleştirilmiş mimari, dini birçok sembol gibi devasa vinçleri de göreceksiniz bizden söylemesi. İlmek ilmek özenle tasarlanan, tasarımında mimari adına ve uygulanışında mühendislik adına ağzını hiç kapanmayacakmışçasına açık bırakacak sıradışılıklarla dolu “kutsal” bir eser. “Detay” kelimesi hiç buradaki kadar anlam bulmamıştı desek inanın yeridir. Tavsiyemiz; dışıyla sizi eminiz ki büyüleyecek olan bu eserin, bir de içini görün de geçin kilisenin tam ortasına başlayın alkışlamaya (bu durumda kimsenin size deli diyeceğini sanmıyoruz, zaten herkesin aklından kesin bunu yapmak geçiyodur o an).

Anlata anlata bitiremediğimiz bu şahesere ulaşımı ise Passeig de Gràcia’dan metroya binip L2 hattındaki “Sagrada Família“ durağında inerek sağlayabilirsiniz.


La Sagrada Família ziyaretiniz için sadece girişi kapsayan bilet 20€,

Giriş ve audio guide içeren bilet 31€,

Giriş ve rehberli tur içeren bilet 32€,

Giriş, audio guide ve kule ziyareti içeren bilet ise 39€.

Bu biletleri online aldığınızda ise 5’er € daha ucuz olduğunu da ekleyelim.


Biz açıkçası ağzımızdan salyalar aka aka kule ziyareti de içeren en pahalı bileti satın almıştık. Normalde gezdiğimiz yerlerde gözden çıkaracağımız bir miktar olmasa da sonrasında hiç pişman kalmadık hatta giden herkese de gözleri kapalı bu bileti almalarını tembihledik. Bizce hayatta sınırlı sayıda yaşayabileceğiniz deneyimlerdendi ve kule ziyaretini gözden çıkaracak olsanız bile mutlaka en azından audio guide edinip Gaudi’nin bu yapının en kör noktasına bile ne düşüncelerle nasıl zarif mesajlar işlediğini, adeta bir roman gibi yapının bütününde kurduğu hikayeyi nasıl anlattığını dinlemenizi öneriyoruz.


Casa Milà: Yine bir Gaudi eseri, yine düz bir kapı kolu dahi göremeyeceğiniz etkileyici bir bina. Türkçe’de “taşocağı” anlamına gelen “La Pedrera” de denilen bu bina, adını yapımında kullanılan beyaz doğal taşlardan alıyor.

Passeig de Gràcia’da bulunan Casa Milà’ya gitmek için Plaça de Catalunya’dan cadde boyunca yürüyebilir veya buradan metroya binerek L3 hattındaki “Diagonal” durağında inebilirsiniz.


Casa Milà ziyaretiniz için audio guide içeren giriş 27€,

Audio guide ve özel bir görsel rehber içeren giriş 32€,

Rehberli ve küçük bir grupla gerçekleştirebileceğiniz, görsel ve audio anlamında gösterimler deneyimleyeceğiniz, rooftop’ta bir kadeh cava (İspanyol şampanyası) yudumlarken küçük bir show izleyebileceğiniz gece turu 37€,

Gece turundaki binbir şeye sahipken şeytan dürter de “burası gün içinde nasıl acaba ya” diye merak edecek kadar da dertsiz tasasızsanız, gece turunun yanında bir de audio guide’lı gün içi ziyaretini de içeren kombine tur ise 44€.

Bu biletleri online almanız durumunda ise 3’er € daha az ödüyorsunuz.


Casa Batlló: Uysal ve sessiz Casa Milà’nın spotları üzerine çeken kardeşi diyebiliriz bu bina için. Bugünlerde Casa Batlló kırmızı ışıklarıyla turistleri önünde toplama konusunda bayağı bir iddialıyken Casa Milà sessizce ziyaretçilerinin ona gelmesini bekliyor. “Kemikler Evi" anlamını taşıyan bu bina sanki bir masal kitabının sayfasından fırlamışçasına duruşuyla kırmızı ışıkları olmasa da sizi önünde en azından bir 5 dakika durdurup kendine baktırıyor.

Casa Milà gibi Passeig de Gràcia’da bulunan bu yapıya da aynı şekilde ulaşabilirsiniz.


Casa Batlló ziyaretiniz için video guide içeren giriş 25€,

Video guide ve 1 ekstra oda gezebilme hakkı içeren giriş 31€,

Video guide, özel ayarlanmış fotoğraf köşesinde çekinilecek bir fotoğraf ve 1 ekstra oda gezebilme hakkı içeren giriş ise 35€.

Bu biletleri de yine online alırsanız 4er € daha az ödüyorsunuz.


Catedral de Barcelona: “Kutsal Haç” katedrali olarak da bilinen gotik tarzda inşa edilmiş Barselona Katedrali, Romalıların dini inançları uğruna idam ettiği Aziz Eulalia anısına inşa edilmiş. Katedralin önündeki meydan, adeta durup da cephesinde barındırdığı ince işçilik ürünü heykelleri izlemeniz için.

Barri Gòtic’de bulunan katedrale ulaşabilmek için Passeig de Gràcia’dan metroya binerek L4 hattındaki “Jaume I” durağında veya Plaça de Catalunya’dan metroya binerek L3 hattındaki “Liceu” durağında inebilirsiniz.


Barselona Katedrali ziyaretinizi ücretsiz olarak gerçekleştirebilir, rooftop’a çıkmak isterseniz de 3€ ödeyebilirsiniz.


Museu Picasso: Kübizm akımının öncülerinden Pablo Picasso’nun eserlerini sergileyen ilk müze olma özelliğini taşıyan bu müze güncel olarak 4251 esere ev sahipliği yapıyormuş. Bayağı iddialı bir sayı olduğunu göz önünde bulundurursak; Picasso’nun eserlerine bakıp da “üçgen, kare ne var ben de yaparım” seviyesinde sanatla ilgileniyorsanız, ziyaretinizi daha ileri seviyelere geldiğiniz bir zamana saklamanızı ve işte o zaman bu müzenin keyfini hakkıyla çıkarmanızı öneririz.

La Ribera bölgesindeki bu müzeye gidebilmek için Passeig de Gràcia’dan metroya binerek L4 hattındaki “Jaume I” durağında inebilirsiniz.


Museu Picasso ziyaretiniz için Koleksiyon’u ve geçici sergiyi içeren bilet 12€.

18-25 yaş arası ve 65 yaş üstü kişiler için ise bilet 7€.

Audio guide için ise fazladan 5€ vermeniz gerekiyor.

Buradaki trick ise perşembe günleri 16:00-19:00 arası, her ayın ilk pazar günü ve bazı özel günlerde ücretsiz giriş hakkı sunmaları.


Parc de la Ciutadella: İçerisinde bir hayvanat bahçesi ve bir göl de barındıran bu parkta yaklaşık 30 hektarlık bir alandan söz ediyoruz. Burada geçirdiğiniz vakitte sokak sanatçılarını izleyebilir, yürüyüş yapabilir, gölde bota binebilir veya sadece bankta oturup gözlerinizi kapayabilir ve anın tadını çıkarabilirsiniz.

Parka, Plaça de Catalunya’dan metroya binerek L1 hattındaki “Arc de Triomf” durağında inip ulaşabilirsiniz.


Parkın girişi tabi ki ücretsiz, ancak içindeki hayvanat bahçesini merak ediyorsanız bu ziyaretiniz için alacağınız bilet 21.40€.


Montjuïc: Aslında bir tepe olan Montjuïc için, Barselona şehrini panoramik olarak izleyebileceğiniz bir diğer nokta diyebiliriz. “Parkı gezdik yeter işte, doğaya doyduk” demeyin, Montjuïc içinde gezilmeye değer birçok yer barındırıyor. Montjuïc Kalesi, Joan Miró Vakıf Müzesi, Poble Espanyol (İspanyol köyü tarzında inşa edilmiş açık hava mimari müzesi diyebiliriz), Olimpik ve Spor Müzesi, Katalan Ulusal Sanat Müzesi ve Barselona Botanik Müzesi; Montjuïc Tepesi’nde yer alan gezmenizi önerdiğimiz önemli turistik noktalar.

Bu tepeye ulaşmak için eğlenceli ve şehri izleyebilmek için de keyifli bir yol olan teleferiği seçerseniz, teleferiğin başlangıç istasyonuna gitmek için Passeig de Gràcia’dan metroya binerek L2 hattındaki “Parallel” durağında inebilir veya Plaça de Catalunya’dan metroya binerek L3 hattındaki aynı durakta inebilirseniz. Teleferiğe binmek istemiyorsanız da Plaça de Catalunya’dan metroya binerek L1 hattındaki “Espanya” durağında indiğinizde Montjuïc Tepesi’ni karşınızda bulacaksınız.


Teleferik için tek yön bilet 8.90€, gidiş-dönüş bilet ise 13.50€.


Montjuïc Kalesi ziyaretiniz için normal giriş 16-25 yaş arası ve 65 yaş üstü kişiler için 3€, diğer kişiler içinse 5€; rehberli tur 16-25 yaş arası ve 65 yaş üstü kişiler için 7€, diğer kişiler için 9€. Pazar günleri 15:00’den sonra ve her ayın ilk pazar günü ise giriş ücretsiz.


Joan Miró Vakıf Müzesi’ne ziyaretiniz için Koleksiyon ve geçici sergiyi içeren bilet 15-30 yaş arası ve 65 yaş üstü kişiler için 7€, diğer kişiler için 13€; sadece geçici sergiyi içeren bilet ise 15-30 yaş arası ve 65 yaş üstü kişiler için 5€, diğer kişiler içinse 7€.


Poble Espanyol ziyaretiniz için bilet yetişkinseniz 14€ (online almanız halinde 12.60€), öğrenciyseniz 10.50€, gece bileti ise 7€ (online aldığınızda 6.30€). Audio guide almak isterseniz de fazladan 3.5€ ödemeniz gerekiyor. Bu yapay köye yerleştirilmiş ipuçlarını bularak diğer yarışmacılardan önce sonuca ulaşmaya çalışacağınız “El Joc del Sarró” oyununu içeren bilet için de 5.70€ ödemelisiniz.


Olimpik ve Spor Müzesi’ne ziyaretiniz için yetişkinseniz bilet 5.80€ (online 5.51€), öğrenciyseniz de bilet 3.60€ (online 3.42€).


Katalan Ulusal Sanat Müzesi ziyaretiniz için iki gün geçerli olan normal giriş bileti yetişkinseniz 12€, öğrenciyseniz 8.40€. Bunun yanında rooftop’a çıkmak isterseniz de fazladan 2€ ödemelisiniz. 16 yaş altı ve 65 yaş üstü kişiler bu müzeyi ücretsiz gezebiliyor. Güzel haber ise, bu yaş aralığının dışındaki kişiler de Cumartesileri 15:00’den sonra, her ayın ilk pazar günü ve bazı özel günlerde müzeyi ücretsiz olarak ziyaret edebilirler.


Barselona Botanik Müzesi ziyaretiniz için müze ve botanik bahçeyi içeren bilet 16-25 yaş arası ve 65 yaş üstü kişiler için 3.50€, diğer kişiler için 7€; botanik bahçe ve geçici sergiyi içeren bilet 16-25 yaş arası ve 65 yaş üstü kişiler için 2.50€, diğer kişiler için 5€. Yine burada da Cumartesileri 15:00’den sonra, her ayın ilk pazar günü ve bazı özel günlerde müze ziyareti ücretsiz.


Camp Nou: Messi, Xavi ve Iniesta gibi adını kulüp tarihine yazmayı başarmış yeteneklerin jeneriklik gollerini, asistlerini yaptığı büyüleyici stat Camp Nou’yu en azından bir kere televizyondan görmüşsünüzdür. Stadın bir de soyunma odalarını, müzelerini gezmek; belki o çimlerde yürümek gibi hayaller kuranlarınız için Barselona gezinizde mutlaka uğramanız gereken bir nokta burası.

Stada gitmek için Plaça de Catalunya’dan metroya binerek L3 hattındaki “Palau Reial” veya “Les Corts” durağında inip biraz yürümelisiniz.


Camp Nou ziyaretinizde Barça Museum ve Camp Nou turunu içeren bilet 29.5€ (online 26€),

Rehberli Barça Museum ve Camp Nou turunu içeren bilet 45€,

Rehberle birlikte soyunma odalarına girişi, çim sahada yürüyebilmeyi, basın odasında oturabilmeyi, yönetim locasına girişi, bir FCB hediyesini ve kişiselleştirilmiş bir adet t-shirt’ü içeren bilet 59€.


Tibidabo: Barselona’yı çevreyeleyen 512 metre yüksekliğindeki tepe; içinde bir lunapark, Collserola Kulesi ve İsa’nın Kutsal Kalbi Kilisesi’ni barındırıyor. Bu şehirde doğal güzellik gez gez bitmiyor be. Şehirde her yeri gezicem diye ordan oraya koşuştururken araya böyle yemyeşil alanlar da sıkıştırsak ne güzel olur demek istiyoruz ve işte dedik.


Bu alabildiğince geniş tepeye ulaşım için Plaça de Catalunya’dan kalkan “Tibibus”ı kullanabilirsiniz. Bu durumda eğer erken girişi kapsayan bir biletiniz varsa T2B’ye ücretsiz binebilir, yoksa da 3€ ödeyerek T2A’ya binerek Tibidabo’ya ulaşabilirsiniz. Bunun dışında “madem taa 512 metre yukarı çıkıyoruz, yok mu şöyle şehri izleyebileceğimiz bir ulaşım yolu” derseniz de yine Plaça de Catalunya’dan metroya binerek L7 hattındaki “Av. Tibidabo” durağında inerseniz, buradan bineceğiniz füniküler ile tepeye ulaşabilirsiniz.


Lunapark ziyaretiniz için giriş ücreti 28.50€,

Panoramik alandaki aletleri kullanabilmek için giriş ücreti 12.70€,

Panoramik alandaki aletlerin her biri için tek kullanımlık bilet 2€.

Collserola Kulesi ziyaretiniz için giriş ücreti 5.60€.

İsa’nın Kutsal Kalbi Kilisesi ziyaretiniz için giriş ücretsiz, asansörle kilisenin tepesine çıkmak ise 2€.


Basílica de Santa Maria del Mar: Barselona’nın gösterişli kiliselerinin yanında sadeliğiyle dikkat çeken, Katalonya’nın denizcilik ve ticaret üstünlüğünün bulunduğu yıllarda inşa edilmiş. Zarif ama iddiasını da koruyan kiliseye gittiğinizde, ilgi çeken renkli camlarını görmek için mutlaka içine girmenizi öneriyoruz.

La Ribera bölgesindeki bu kiliseye gidebilmek için Passeig de Gràcia’dan metroya binerek L4 hattındaki “Jaume I” durağında inebilirsiniz.


Basílica de Santa Maria del Mar ziyaretiniz için giriş ücreti 5€,

Girişin yanında kule ve teras ziyareti için ücret 10€ (2 kişi iseniz toplamda 15€).


Barselona Çağdaş Sanat Müzesi: Birçok değerli sanatçının eserine ev sahipliği yapan bu modern sanat müzesi, koleksiyonunda 5000’i aşkın parça barındırıyor. Modern sanata ilgiliyseniz geniş koleksiyonunu mutlaka görmenizi öneriyoruz. İçeridekilerle fazla ilgilenmiyorsanız bile, en azından önünde bir 5 dakika durup şehrin eski ve dar sokaklı bölgesinde yer alan modern bir yapı olmasıyla “inci” olarak anılan bu binayı izlemelisiniz.


Müzeye ulaşım için Plaça de Catalunya’dan kısa bir yürüyüş yapmalısınız.


Barselona Çağdaş Sanat Müzesi ziyaretiniz için normal giriş öğrenci ve 65 yaş üstü kişiler için 8.80€, diğer kişiler içinse 11€.


-Gezdik şehri, bitti. Dönme vakti geldi ama kendimize de sevdiklerimize de hiçbir şey almadık. Bu şehirde var mı şöyle güzel alışveriş yerleri?


Hediyelik eşya ayarında bir şeyler arıyorsanız, gezdiğiniz yerlerin dışındaki dükkanlarda veya La Rambla caddesindeki küçük tezgahlarda aradığınızı bulacaksınızdır. Cadde üzerindeki satıcılarda fiyat ve modeller genelde çok değişmiyor. Şehre uzak dükkanlardan (Park Güell’in dışındaki dükkanlar mesela) alacağınız ve aynısı şehir merkezinde de olan ürünler ise merkezdekine göre daha pahalı oluyor, biz öyle gözlemledik.

Hediyelik eşyalarınızı da aldınız, her tanıdığınıza bir magnet seçtiyseniz ve kendinize şöyle normal değerinden ucuza satılan lüks veya normal hayatınızda giydiğiniz markalardan birşeyler arıyorsanız sizi “La Roca Village”a yönlendiriyoruz.


La Roca Village; Avrupa ve Çin’deki diğer 10 örneği gibi gidip Prada, Burberry gibi lüks giyim markalarını neya Nike, Puma gibi spor markalarını, bunlar da kesmediyse Bimba y Lola, Loewe gibi İspanyol giyim markalarını çok uygun fiyatlara bulabileceğiniz, alışveriş yaparken kahve içebileceğiniz veya bir şeyler atıştırabileceğiniz bir “alışveriş kasabası”.


Burası şehrin biraz dışında kalıyor, bu yüzden ulaşımınızı Passeig de Gràcia No 8’den kalkan La Roca Village Shopping Express otobüsleri ile sağlayabilirsiniz. Otobüsler belli saatlerde sefer yapıyor ve biletler hızlı bitebiliyor, bu yüzden önerimiz 1 gün öncesinden rezervasyon yaptırmanız.


Gidiş-dönüş bilet ücreti 20€, dönüş için istediğiniz saatteki otobüse binebilirsiniz.


Hediyelik eşya ve outlet alışverişi dışında kalan “normal” alışverişleriniz içinde üstünde tabela, önünde kapı olan herhangi bir dükkana girip pek ala koca insanlar olarak alışverişinizi yapabilirsiniz diye düşünüyoruz. Sadece şunu hatırlatalım, mağazalar genelde sabah 9-10 civarı açılıyor ve akşam 8-9 gibi de (delice kalabalık olan ve içerde halat çekme yarışı tadında fiziksel de bir kavga verdiğiniz Urban Outfitters tarzı mağazalar biraz daha geç kapatabiliyor) kapanıyor. Bir Avrupa şehri olduğu için de tabi ki insanlar pazar günleri evlerinde oturup dinleniyor ve siz hepi topu 30 TL daha ucuza Nike alacaksınız diye kimse mesai yapmıyor.


Unutmadan en önemli hatırlatmayı da yapalım: Tax Free fişleri namustur, şereftir. Sakın ola ki kaybetmeyin ya da iadesini almayı unutmayın. Her şeyin pişmanlığı unutuluyor da Tax Free iadesini unutmanın pişmanlığı bi türlü unutulmuyor dostlar…



Herkes alıcağını aldı, geziceğini gezdi, Instagram’lık fotoğraflarını da çekip shopladıysa artık gezi rehberini bitiriyoruz. Okurken merakla yemek kısmına ne zaman gelicez diye beklediyseniz (ki yazıyı da baskıya gitse cilt cilt piyasaya sürülecek uzunlukta tuttuğumuz için sonuna geldiğinizde karnınız ister istemez bi guruldamıştır) size hem iyi hem de kötü olabilecek bir haberimiz var. Barselona Yeme İçme Rehberimiz bu yazıda araya sıkıştırılamayacak kadar dolu dolu olduğu için (burası iyi kısmıydı) onu ayrı bir yazı olarak ilerleyen günlerde paylaşmaya karar verdik (bu da kötü kısmı). Sabrın sonu selamet değil ziyafettir diyoruz ve güzel mi bayat mı emin olamadığımız bir espriyle sizi Barselona Yeme İçme Rehberi yazımızda tekrar buluşmak üzere uğurluyoruz.



187 görüntüleme0 yorum